16-07-2017 Sadettin ÖZYAZICI

Son zamanlarda sıklıkla sorulan bir soruyu bu yazımda gündeme taşımak istiyorum.

Malum olduğu üzere “ekmek” en temel ihtiyaçlarımızın başında gelmektedir. Hemen hemen her yıl ekmek fiyatları ile ilgili olarak bazı tartışmalar yaşanmaktadır. Bu tartışmalar ramazan ayında “pide” fiyatları ile karşımıza çıkmakta, diğer zamanlarda ise ekmeğin standart bir fiyatının olmaması ile devam etmektedir.

Peki ekmek fiyatı ile ilgili neden her sene tartışmalar çıkmakta ve bu ekmek fiyatları neye göre belirlenmektedir?

Öncelikli olarak, ülkemizde ekmek fiyatının tespitine ilişkin mevzuata bir göz atalım.

Ülkemizde; ekmek üretimi gerçekleştiren teşebbüsler, niteliklerine göre esnaf veya tacir olarak iki kategoride değerlendirilmektedir. Ticari faaliyetlerini esnaf yahut tacir olarak sürdüren ekmek üreticilerinin fiyatlandırma hususunda tâbi oldukları mevzuat farklılık göstermektedir.

Ticari faaliyetlerini esnaf olarak sürdüren fırın işletmeleri “5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun” 62 inci maddesine göre belirlenen azami fiyatlara uymak durumundadır. Ekmeğin azami satış fiyatının tespitini düzenleyen Kanunun ilgili maddesi şu şekildedir:

“MADDE 62. - Bu Kanuna tabi esnaf ve sanatkârlarca üretilen mal ve hizmetlerin fiyat tarifeleri, bağlı bulundukları odalarca hazırlanır ve odanın mensubu olduğu birlik yönetim kurulu tarafından fiyat tarifesinin sunulmasından sonra otuz gün içinde onaylanır veya reddedilir. Onaylanan fiyat tarifesi belediye, mülki amirlik ve ilgili odaya yedi gün içerisinde bildirilir ve bu andan itibaren yürürlüğe girer. Fiyat tarifeleri, uygulanacak azami hadleri gösterir.

Belediyeler veya o yerin en büyük mülki amiri tespit edilen bu tarifeleri uygun bulmadıkları takdirde esnaf teşekkülü ile anlaşmaya varamazlarsa on beş gün içinde o yerin mülki amirinin ya da görevlendireceği yardımcısının başkanlığında, ticaret ve sanayi veya ticaret odasından bir temsilci ile esnaf ve sanatkârlar odaları birliği temsilcisinden teşekkül edecek bir komisyonda görüşülüp karar verilmesini isteyebilirler.

Komisyon kararları salt çoğunlukla alınır. Komisyon, tarifeleri uygun bulmadığı takdirde tarife yürürlükten kalkar.

Komisyon kararına karşı, ilgililer yazılı bildirim tarihinden itibaren on gün içinde ticari davaları görmeye yetkili mahkeme nezdinde itirazda bulunabilirler. Bu mahkemenin kararı kesindir.”


Bu madde fırıncılık faaliyetini esnaf olarak sürdüren ve Esnaf odasına kayıtlı olan işletmeleri bağlar.

Fırıncılık faaliyetini tacir olarak sürdüren işletmeler ise  “5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu’nun” 12. maddesi ve bu maddeye dayanarak çıkarılan “Tacir ve Sanayiciler Tarafından Üretilen Mal ve Hizmetlerin Azami Fiyat Tarifelerinin Düzenlenmesi Hakkında Yönetmelik” hükümleri çerçevesinde belirlenen azami satış fiyat tarifesine uymak durumundadır.

Tarifenin belirlenmesi, tarifeye nasıl itiraz edileceği gibi diğer hususlar, Esnaf Odalarına kayıtlı fırıncı esnafı için geçerli olan mevzuata paralel bir şekilde düzenlenmiştir.

5174 sayılı Kanun’un “Odaların Görevleri” başlıklı 12. maddesinin (ı) bendinde şu ifade yer almaktadır:

“Odaların görevleri şunlardır: …

(ı) Gerektiğinde 507 sayılı Esnaf ve Küçük Sanatkarlar Kanunu’nun 125 inci maddesinde sayılan mal ve hizmetlerin azamî fiyat tarifelerini, kendi üyeleri için, Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliğe uygun olarak tespit etmek ve onaylamak.”


5174 sayılı Kanun’a dayanılarak, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından çıkarılan “Tacir ve Sanayiciler Tarafından Üretilen Mal ve Hizmetlerin Azami Fiyat Tarifelerinin Düzenlenmesi Hakkında Yönetmelik’in” “Amaç ve Kapsam” başlıklı 1. maddesi de şu şekildedir:

“5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununa tâbi odalarca, üyeleri tarafından üretilen ve 507 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Kanununa tâbi esnaf ve sanatkârlar odaları tarafından belirlenmiş tarifelere konu mal ve hizmetlerin azami fiyat tarifelerinin kendi üyeleri için düzenlenmesi, uygulamaya konulması ve denetimi ile diğer usul ve esaslar bu Yönetmelikle düzenlenmiştir.”

İlgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulduğunda odaların görevlerinin yalnızca üyelerinin ürettikleri malların ya da mamüllerin azami fiyat tarifelerini hazırlamak olduğu ve söz konusu mevzuat kapsamında azami fiyat altında satış yapmanın önünde kanunen herhangi bir engel olmadığı görülmektedir.

Kaldı ki; 4054 sayılı “Rekabetin Korunması Hakkında Kanun” kapsamında ekmek üreticilerinin satış fiyatlarında serbest davranmalarının teşviki esastır. Nitekim gerek 5362 sayılı Kanun gerekse 5174 sayılı Kanun’un fiyat tarifesine ilişkin hükümleri, ekmekteki fiyat tarifesinin azami haddi belirlemek amacıyla düzenlemiştir.

İlgili mevzuatlarımızı birlikte ele aldığımızda, herhangi bir kanuni düzenleme ile ekmeğe sabit fiyat ya da taban fiyat uygulaması getirilmediği müddetçe, azami fiyat tarifesinin altında satış yapılabilmesi, 4054 sayılı Kanun’un amacına da uygundur.

Bu nedenle belediyelerin ya da odaların, belirlenmiş bulunan azami fiyat altında ekmek satışı yapan ruhsatlı fırınlara yönelik baskıları hukuksuz olacaktır.

Ancak; üretim yeri ve içeriği belli olmayan unlu mamuller açısından yukarıda belirttiğimiz uygulamalar geçerli değildir, zira bu tür satış yapılması mevzuata da aykırılık içerdiği için müdahale edilmesi gerekir.

Hazır söz haksız rekabetten açılmışken, zaman zaman karşılaştığımız iki soruya da burada açıklık getirmek istiyorum.

SORU 1- Belediyeler çıkaracakları “Belediye Emir ve Yasakları Yönetmeliğine” belediye sınırları dışında imal edilen ekmeklerin belediye sınırları içerisinde satışını engelleyen hüküm koyabilirler mi, ya da belediyeler başka beldelerde üretilmiş ekmeklerin kendi beldelerindeki satışına müdahale edebilirler mi ?

Hemen hemen her yazımda söylediğim gibi; belediyelerce çıkarılan “Belediye Emir ve Yasakları Yönetmeliğine” yürürlükteki mevzuata aykırı hükümler konulamaz. Bu nedenle, belde sınırları dışında kurallara ve mevzuata uygun bir şekilde imal edilen ekmeklerin başka belediye sınırları içerisinde alınıp satılmasında engel bir durum bulunmamaktadır.

Ayrıca, böyle bir uygulama, 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun ve 5179 sayılı Kanun hükümlerinde yer alan ticaret yapma serbestisine de aykırı olacaktır.

SORU 2- Belediyeler, beldelerinde haksız rekabete sebep oluyorlar diye ülke çapında kurumsal olarak faaliyet gösteren firmaların marketlerinin kendi beldelerinde açılmasını engelleyebilirler mi ?

Bu soruyu bana soran belediye yetkilisi arkadaşlarıma şu cevabı veriyorum “Bu soruyu ne sen sormuş ol, ne de ben duymuş olayım”.

Bu sorunun cevabıda birinci sorunun cevabında olduğu gibidir, böyle bir uygulama 4054 Sayılı “Rekabetin Korunması Hakkında Kanun” hükümlerinde yer alan ticaret yapma serbestisine aykırı olacaktır ve herhangi bir şekilde bu işletmelere yaptırım uygulanması doğru olmayacaktır.

Kaldı ki iyi belediyecilik, birkaç esnafın karını düşünmek değil, o beldede yaşayan insanların genelinin menfaatini düşünmektir.

…………….

Sadettin ÖZYAZICI
İBB Zbt. Md. Yrd.


Bu yazı 51 defa okunmuştur.



Sadettin ÖZYAZICI Diğer Yazıları
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler
Anketimize Katılın

İNTERNET SİTEMİZİ NASIL BULDUNUZ ?

Çok Güzel
Güzel
Daha İyi Olabilirdi
Kötü

Namaz Vakitleri
Puan Durumu