reklam

reklam

09-02-2018 Sadettin ÖZYAZICI
Belediye zabıtasının asli görevi; görev yaptığı şehrin insanlarının beledi anlamda huzurunu, sıhhatini, sağlığını ve refahını temin etmek, gördüğü olumsuzluklara yetkisi dahilinde müdahale etmek ve gerekiyorsa sorunların yerinde çözümünü sağlamaktır.
 
Bu durum 5393 sayılı Belediye Kanununun 51 inci maddesinde şu şekilde zikredilmiştir: 

5393 Sayılı Belediye Kanunu
ZABITANIN GÖREV VE YETKİLERİ


Madde 51 - Belediye zabıtası, beldede esenlik, huzur, sağlık ve düzenin sağlanmasıyla görevli olup bu amaçla, belediye meclisi tarafından alınan ve belediye zabıtası tarafından yerine getirilmesi gereken emir ve yasaklarla bunlara uymayanlar hakkında mevzuatta öngörülen ceza ve diğer yaptırımları uygular.

Buradan da anlaşılıyor ki belediye zabıtaları çalışma yaparken keyfi uygulama içinde olamayacağı gibi, kanun ve mevzuatlarda yer almayan hiçbir konuda da insiyatif kullanma yetkisine sahip değildir. Dolayısı ile belediye yönetiminin işleyişi dışına çıkarak kendi kafasına göre bir uygulama yapması asla söz konusu olamaz.

Belediye zabıtaları bir nevi belediyelerin pratisyen hekimleridir. İnşaattan imara, seyyardan dilenciye, sağlıktan çevreye, yardıma muhtaçlardan eşi hapiste olanlara, hayvan sağlığından gıda satış yerleri kontrolüne, turizmden ticarete, denizler, göller, nehirler ve hava kirliliğinin önlenmesine, tüketici haklarına ve daha sayamayacağımız birçok alanda belediye zabıtasına görevler atfedilmiştir. Bir belediyede işin içinden çıkılamadığı durumlarda o iş mutlaka belediye zabıtasının katkısı ile sonlandırılmaktadır çoğu zaman.

Hal böyle olunca belediyelerin Erol TAŞ’ı belediye zabıtaları olmaktadır.

Nasıl olmasın ki;
Gariban vatandaşın kaçak evini yıkan!
Halka hizmeti vatandaşın ayağına kadar getirmeye çalışan işyeri sahiplerinin kamuya ait kaldırım işgallerine müsaade etmeyen!

Üç kuruş ekmek parası için hiçbir vergi ödemeden seyyar satıcılık yapan garibanın tezgahını kaldıran!

Halka ucuz mal satmak için fedakarca çabalayan hileli satış yapan pazarcının tezgahını kapatan!

Karnını doyurmak için bir ekmek parası isteyen dilencinin işine mani olan!

bir teşkilat nasıl sevilir mi ?

Ama işin detayına bir bakılsa aslında belediye zabıtasının ne kadar faydalı bir görev yaptığı anlaşılacaktır. Genel itibarı ile vatandaşlarımız anlık görüntüler ve duyumlar üzerine kurumları değerlendirdiğinden, olayın detaylı boyutları hep göz ardı edilmektedir.

Düzenli bir kent yaşantısı isteyen vatandaşlarımızın, yine düzenli bir kent yaşantısını temin için çalışan belediye zabıtalarına yardımcı olmaları gerekirken, düzeni sağlamaya çalışan belediye zabıtası hep kötü gözle görülür.

Kaldırımları işgal eden esnafa müdahale ederken kaldırımlara park eden araçların hesabı sorulur zabıtalara, ama bilmezler ki bu konuda belediye zabıtasının yetkisi kısıtlıdır.

Seyyar satıcıya müdahale eder belediye zabıtası gidin hırsızlarla yankesicilerle uğraşın derler zabıtaya, ama bilmezler ki bu konu polisin işidir.

Bu örnekleri çoğaltmamız mümkün ama asıl mesele bu değil.

Esnafımız kurallara aykırı kaldırıma taşmasa, vatandaşımız rastgele etrafa çöp atmasa, kaçak binalar yapılmasa, sağlıksız ürünler satılmasa, böylelikle  insanların refahı için konulan kurallarda bozulmamış olacaktır.

İşte belediye zabıtaları, hep bu olumsuzluklar ile mücadele etmektedir ve bu mücadelesinde zaman zaman halkımızın anlaşılmaz tepkisini almaktadır.

Belediye Zabıtaları yaptığı çalışmalarda en çok vatandaşın kendisine tepki göstermesi karşısında zorlanmaktadır, kamuoyundaki kötü adam imajını da bir türlü yıkamamaktadır.

Nasıl yıksın ki;
Garibanın evini yıktığımız anlatılır hep medyada,
Bir lokma peşinde koşan seyyar satıcının tezgahını kaldırdığımız yazar gazetede, Gücümüzün bir tek dilenciye yettiği anlatılır insanlara,
Namusu ile ekmek peşinde koşan gariban esnafın işyerini kapatmamız eleştirilir,
Trilyonlarca lira kazanıp harfiyatını gelişi güzel çevreye atan müteahhitlere yazılan cezaların fazlalığı ve zabıtanın acımasızlığı
 anlatılır,
Belediyenin çöp kutularını karıştırıp, atık toplamak için kutuların içindeki çöpleri etrafa rastgele atan çöp toplayıcılarına müdahaleleri eleştirilir,
Defalarca uyarılmalarına rağmen yasak olan yerde seyyar faaliyette bulunmaya çalışanlara zabıtanın müdahalesi, ajitasyon sergilenerek anlatılır,

hep kamuoyunda.

Ama denmez ki bu zabıtanın görevidir ve bu görevini üç beş kişinin menfaati için değil toplumun genelinin menfaati için yerine getirir.

Ne gariptir ki medya, bir gecekondu yıkımını haber yaparken mutlaka bu yıkımdan dolayı mağdur olduğunu iddia eden vatandaşları taşır ekrana. İyide; neden sorulmaz burada gecekondu yapmak o kişinin hakkımıdır, bunun için bir yerden izin almışmıdır, vergisini ödemişmidir, tapusu varmıdır, binasını kurallara uygun yapmışmıdır ?

Sokakta, meydanda, kaldırım üzerlerinde gelişigüzel seyyar satıcılık yapan seyyar satıcının sattığı malın sağlıklı olup olmadığı neden sorgulanmazda, ona müdahale eden belediye zabıtasının davranışı ve seyyar satıcının  feryatları taşınır ekranlara.

Medyada bile “Şehrin Lezzetleri” başlığı ile seyyar satıcının “nohutlu pilavı”, “çiğköftesi”, seyyar kellecinin “kellesi”, seyyar kahvaltıcının “kahvaltılığı” methedildiği ve insanlar buralara davet edilip reklam yapıldığı sürece belediye zabıtasının mücadelesi hiç bitmeyecek demektir. Sanki matah bir işmiş gibi bir de bu satıcıların günlük kazançları ballandıra ballandıra anlatılınca, bu işlere rağbet azalmayacaktır. Tabii bu konudaki yasal yaptırımların etkisi de fazla olmayınca sorunun çözümü de gittikçe zorlaşmakta ve maalesef zabıta görevlileri tabiri caiz ise tanklara karşı düdükle savaş vermektedir.

İnsanoğlunun var olduğu günden bu yana sorunsuz bir hayat olmamıştır hiçbir zaman, önemli olan sorunların çözümü noktasında projeler üretmek ve çözüm için kollektif bir çalışma sergilemektir. Zira bu gün artık özellikle büyükşehirlerdeki bazı olumsuzluklar belediye zabıtasının gücünün çok üstüne çıkmakta ve gerek personel sayısı ve gerekse mücadele edilen grupların savunma taktikleri, belediye zabıtasının çalışmalarını verimsiz kılmaktadır.

Peki o zaman nasıl bir düzenleme yapılmalıdır ?
Öncelikli olarak belediye zabıtalığı mesleğine itibar kazandırılmalıdır. Çünkü kendi içinde sorunlarla boğuşan bir teşkilatın, vatandaşın sorunlarına nihai bir çözüm üretmesi çok zordur.

Meslek öyle bir hale gelmiştir ki artık meslek tercihi sıralamasında neredeyse en son tercih edilen meslekler arasında kendisine yer bulma noktasına gelmiştir.

 Peki nedir belediye zabıtalığının kendi içindeki sorunları ? 

- Belediye zabıta memurlarının maktu mesai alıyorlar diye mesai saatlerine riayet edilmeden çalıştırılmakta bu da yetmiyormuş gibi daha önceden bölgesel özelliklere ve görevin ağırlığına göre belediye meclisleri aracılığı ile belirlenen maktu mesai miktarları belediyelerin elinden alınmış ve “Bütçe Kanunu” kapsamına dahil edilmiştir. Belediye zabıta memurlarının maktu mesailerinin belirlenmesi, beldenin özelliklerini ve çalışma şartlarını yerinde gözlemleyebilen ve objektif karar alabilmesi mümkün olan belediye meclislerine bırakılmalıdır. Ayrıca ödenen maktu mesailerin emekli maaş hesaplamalarında da dikkate alınması gerekmektedir ki ruhen ve bedenen yıpranan zabıtalar maaşlarının düşme korkusu ile emekli olmaktan vazgeçmesinler.

- Belediye zabıta memurları günün 24 saati esasına ve haftalık 48 saati geçmeyecek şekilde çalışma prensibine göre görev yapmaktadır. Bazı belediye idarecileri yeni personel almaktan kaçınmakta ancak buna rağmen personel azlığını bahane ederek haftalık 48 saat çalışmayı günlük 8 saat üzerinden haftanın 6 günü çalıştırma gibi yorumlayarak zaten yoğun iş temposunda sürekli arazide çalışan personelin haftalık iki günlük iznini bir güne indirerek  bir hak gaspına gitmektedirler. Kaldı ki istisnalar hariç hiçbir zabıta memuru ortalama günlük 10 saatten az çalışmamaktadır. Aslında mevzuat “belediye zabıta memurlarının çalışma saatleri haftalık 48 saati geçmeyecek şekilde düzenlenir” derken, bu personeli haftanın beş günü içerisinde esnek çalışma saatleri ile en fazla 48 saate kadar çalıştırabilirsin demektedir. Ayrıca bu 48 saatlik dilim, devlet memurlarının çalışma günü olan beş gün üzerinden olacağı için personelin haftalık iki günlük  izin programları bir günü hafta sonuna gelmek üzere Cuma-Cumartesi veya Pazar-Pazartesi şeklinde düzenlenebilmesi de mümkündür.  İzin günlerinden birinin hafta sonuna gelmesinin sebebi ise çalışan eşler ve okula giden öğrenciler açısından aile bütünlüğünün bozulmaması ve çalışanların hiç olmazsa haftada bir gün eşleri ve çocukları ile tatil yapabilmesi açısından önemlidir ki bu durum çeşitli mahkeme kararları ile de desteklenmektedir. Her gün aynı olumsuzluklarla mücadele eden insanlarda bir müddet sonra performans ve dikkat yoğunluğunda düşüklüğünün yaşanması kaçınılmaz bir gerçektir ve bu gerçek göz ardı edilmektedir maalesef.

- Belediye zabıtasına yüklenen görevler ile verilen yetkilerin orantılı olması ve zabıta memurlarının görevlerini yaparken karşılaşacakları saldırılara karşı kendisine çeşitli savunma araçları verilmelidir, tabiri caiz ise tank ile karşı koyanların karşısında belediye zabıtaları savunmasız bırakılmamalıdır.

- Belediye Zabıtasının da diğer Zabıta teşkilatları (Polis, askeriye, güvenlik) gibi kendine özgü bir yasası olmalıdır. Belediye Zabıtası her ne kadar üniformalı bir teşkilat olsa  bile, diğer Zabıta (Polis, askeriye, güvenlik) teşkilatları gibi Belediye Zabıtasının bir özel bir Kanunu bulunmamakta, yönetmelikler ile idare edilmekte ve hatta 657 sayılı devlet memurları içerisinde “Genel İdare Hizmetleri” sınıfında yer almakta, burada bile özel bir sınıf olarak ayrılmamaktadır. Tek farkı üzerinde resmi üniformasının bulunmasıdır. Şu an belediye Zabıtaları 5393 sayılı Belediye Kanununun 51. maddesine istinaden görev yapmaktadır. Ancak kuruluş ve yapılanması, 2007 yılında çıkarılan bir yönetmelikle düzenlenmiş ve bu yönetmelikte bu gün itibarı ile kadük duruma gelmiştir.

- Belediye zabıtalarına senede üç ay yıpranma hakkının tanınması kaçınılmazdır. Belediye zabıtaları hafta tatili, bayram tatili gibi günlerdede günün 24 saati esasına göre görev yapmakta ve bu görevleri esnasında bedenen ve ruhen yıpranmakta, birçok memur bu yüzden strese bağlı hastalıklara yakalanarak, ya emekliliği dolmadan vefat etmekte, ya da emekliliğin tadını çıkaramadan hayata gözlerini yummaktadır. Yapılan araştırmalarda belediye zabıtalarında en sık görülen rahatsızlığın strese bağlı kalp ve mide rahatsızlıkları olduğu yönündedir. Çalışma şartları ve görev süresi bakımından Yıpranma hakkını elde etmiş diğer kurum personellerinden bir farkı bulunmamasına rağmen belediye zabıtalarına Yıpranma hakkı verilmemiştir. Basın mensuplarının dahi yıpranma hakkı varken zabıta memurlarına bu hak fazla görülmektedir.

- Belediye zabıta teşkilatlarının bağlı bulunduğu belediyenin nüfusu ile orantılı sayıda kadroya sahip olması gerekmektedir. Şu an itibari ile 17 milyon nüfusa sahip İstanbul’da, ilçe belediyeleri de dahil olmak üzere 3500 civarında zabıta memuru ile hizmet verilmeye çalışılmaktadır. Şile’den Çatalca’ya kadar görev, yetki ve sorumluluğu bulunan Büyükşehir Belediye Zabıtası 17 milyonluk şehirde 39 ilçe belediye sınırlarında ana arter olan yerlerde, hizmet personelleri de dahil olmak üzere 1460 personelle hizmet vermeye çalışmakta ve bu sayı nöbet izni, hastalık izni, senelik izin gibi sebeplerden dolayı günlük 800 e kadar düşmektedir. Görevlerin daha etkin yapılabilmesi için bu sayının birçok belediyede olduğu gibi yetersiz olduğu aşikardır.

- Belediye zabıtası görevini Kamu adına yapar ve bu görevini yerine getirirken ona karşı gelenlerin adli makamlarda yargılanma süreçlerinde, dava kişisel olarak değerlendirilmemeli ve belediye zabıtası kabahat veya suçu işleyenlerle yargı önünde karşı karşıya bırakılmamalıdır.

Kısaca sayabileceklerimiz bunlar, ancak vatandaşlarımız da şunu göz ardı etmemelidirler; belediye zabıtası asla vatandaşına kin beslemez ve hiçbir zabıta görevlisi “bu gün işe gitsemde birini dövsem” diye görev yapmaz, her gün karşılaştığı insanlarla husumetli olmayı kim isterki ?

Sadettin ÖZYAZICI


Bu yazı 1135 defa okunmuştur.



Sadettin ÖZYAZICI Diğer Yazıları
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler
Anketimize Katılın

İNTERNET SİTEMİZİ NASIL BULDUNUZ ?

Çok Güzel
Güzel
Daha İyi Olabilirdi
Kötü

Namaz Vakitleri
Puan Durumu