09-06-2015 Hüseyin GÜNGÖR

Merhaba arkadaşlar…!  Yine sizlere Belediye Zabıtasının tarihçesi  ve günümüz zabıtasını  anlatmaya çalışacağım. 

Günümüzde hayatımızın bir parçası olan belediye zabıtasının kökeni Osmanlı dönemi İhtisap Kurumuna dayanır. Osmanlı’da sistematik bir kimlik kazanan İhtisap Teşkilatının izlerini ise İslam’ın ilk yıllarında bulmak mümkündür. O dönemde ve sonrasında şehirde zabıtanın görevlerine benzer görevleri yerine getiren kişiye muhtesip (sorguya ve hesaba çeken) denirdi. Muhtesip, iyiliği emretmek, kötülükten de men etmekle görevliydi. Bu ilke doğrultusunda suçluları cezalandırdığı gibi cadde ve sokakların temizliğine bakar, yollarda yayaların gidip gelmelerini engelleyen durumları giderir, hamalların ve taşıt araçlarının aşırı yük almalarını önler, yıkılma tehlikesinde olan yapıları yıktırmakla yolcuların başına gelebilecek tehlikeyi engeller, okullarda ve başka öğretim kuruluşlarında öğrenciyi şiddetle döven öğretmenleri cezalandırarak halkın çıkarlarını gözetirdi. Ayrıca yiyecek içeceğe hile karışmamasını, eksik ölçü ve tartı kullanılmasını sağlamak gibi bütün belediyelere düşen görevleri de yerine getirmekle yükümlüydü. Muhtesipliğe Müslüman ileri gelenlerinden başkaları atanamazdı Osmanlı Devletinde İhtisap Ağası daha önceki İslam Devletlerinde görülerek kuruldu.


Selçuklular, İlhanlılar, Memluklularda olduğu gibi Osmanlılarda da muhtesiplik vardı. Ancak Osmanlı devletinde kadı gözetiminde çalışan bu görevlilere daha çok “ İhtisap Ağası” denirdi. Hz. Muhammet zamanında Hz. Ömer Medine, Sa’d bin As Mekke muhtesibiydi. Belediye zabıtası görevlisi olan İhtisap Ağaları kadı icra memuru sayılırdı. Mülkiye ve belediye işlerinin hemen bütününe, asayiş ve inzibata kadı, zabıta görevlilerinde de İhtisap Ağası bakardı. Bunların emrine kuloğlanları adlı bir takım memurlar verilirdi. Bu memurların görevleri dükkan ve bu tür yerlerden ihtisap rüsubu (Belediye Resmi) toplamak ve ağaya teslim etmekti. Zaman zaman Padişah ve Sadrazam da esnaf kontrolü yapardı. Onların “kol gezmek” adı verilen bu teftişlerine devlet erkanının yanı sıra Kadı, İhtisap Ağası, Kol Oğlanları ve Teraziciler da katılırdı. Bu denetimlerde hile yapan esnafın falakaya yatırılarak cezalandırıldığı bile olurdu. Ünlü Batılı seyyah Thevenot, Osmanlı toplumunda İhtisap Ağası’nın ne denli etkin olduğunu şu ifadelerle anlatır: “Esnaf Muhtesibin her gün dolaştığını bildiği için etmiyordu. Hatta bu yüzden çocuklar bile aldatılma korkusu olmadan pazara gönderiliyordu.” Osmanlılarda fiyat artışları devleti ve halkı ilgilendiren olayların başında gelirdi. Bu sebepten 19.yüzyılın ikinci yarısına kadar her türlü eşya ile yiyecek maddelerinin ve hizmetlerin fiyatları en üst düzeydeki resmi makamlar tarafından düzenlenmekte ve kontrol edilmekteydi. Muhtesip, kanunlarla yetkilendirilmiş olsun veya olmasın, gördüğü her türlü uygunsuzluğa müdahale etme hakkına sahipti. Ekmeğin kalitesi en azından iki günde bir denetlenir ve fırıncıların ekmek için belirlenen fiyata uygun satış yapıp yapmadıkları sürekli kontrol edilirdi. Ekmek konusu sadece Muhtesibi değil, devletin üst kademesinde bulunanları da ilgilendirirdi. Halkın temel besin maddesi olan et konusunda da aynı titizlik gösterilirdi. Hayvanların kesimi sırasında sağlık şartlarına uyulmasına önem verilir; kasaplık yapacak kişilerde güvenilir ve emin olmak şartı aranırdı. Muhtesip, meyve sebze kontrolleri de yapar; pazara gelen ürünlerin iyi ve olgun olmasını denetler; kalitenin düşürülmemesine çalışırdı.

Cumhuriyet döneminde 1930’da çıkarılan 1580 Sayılı Belediye Kanunu ile belediye görevlileri yeniden belirlendi ve belediye zabıtasının, belediye hizmetlerinin icra ve takipçisi olan özel bir hizmet zabıtası olması öngörüldü. 1956’da ise o güne kadar zaten var olan zabıta, müdürlük haline getirildi. İhtisap ağasından günümüz zabıtasına kadar geçen zaman diliminde hızlıca yol almak, geleceğin zabıtasının daha iyi yapılaşmasına, daha verimli hizmet üretmesine katkıda bulunacaktır. Zabıta görevi insanların toplu yaşamaya başladıkları en eski tarihlerde bile şu yada bu isimlerle yarine getirilmiştir. Hz. Peygamber İslam'ın ilk döneminde Hz. Ömer'i "Muhtesip" olarak tayin etmişti. Adaletiyle meşhur Hz. Ömer çarşı Pazar gezer ölçü ve tartı işlerine bakar; ayrıca yolları engelleyen, gelip geçişi önleyen şeyleri kaldırırdı. İhtisap Nezareti 1826 yılında Bakanlık nezdinde Müstakil ve güçlü bir yapıya kavuşmuştu. İhtisabın; hesaba çekme, hesap sorma, sorgulama, mesuliyet, ceza, lonca ve Pazar nizamını kontrol eden kuruluş, belediye gibi sözlük manaları varken, muhtesibin ise esnaf denetleyen, ticari hayatın düzenini sağlamaya çalışan vazifeli, ihtisap ağası gibi anlamları vardır. Kısaca ihtisap bir kurumdur ve kanunları vardır. Muhtesipte bunları yerine getiren mercidir. 19. yüzyılda çarşı-Pazar gezmelerine, esnaf kontrolüne ihtisap ağasıyla beraber zaman zaman padişah ve sadrazamda bizzat katılarak şehrin nizam ve intizamına, temizliğine, tüketici haklarının korunmasına yönelik denetimlere, halkın gelip geçtiği yerlerin işgal edilip, edilmediğine bakması, bu konulara büyük bir hassasiyet getirerek, titizlikle uyulmasını sağlıyordu. Ünlü batılı seyyah Thevenot, Osmanlı toplumunda ihtisap ağasının nedenli etkin olduğunu şu ifadelerle anlatır. "Esnaf muhtesibin her gün dolaştığını bildiği için kolay kolay bir haksızlığa tevessül etmiyordu.Hatta bu yüzden çocuklar bile aldatılma korkusu olmadan pazara gönderiliyordu. " Ekmek ve et gibi halkın temel ihtiyaçları ile ilgili hususlarda daha itina ile davranan muhtesip, fırını düzenli, sağlıklı ve ehil olarak çalıştırmayan fırıncıdan alarak, başkalarına verebiliyordu. Kasaplık yapacak kişilerin ehil ve güvenilir olmasına, sağlıklı kesim yapmasına dikkat ediyor, koyun ve keçi etini ayrı dükkanlarda sattırıyordu. Lokantacılarla ilgili ihtisap kararnamesi büyük bir titizlikle uygulanıyor, meyve ve sebze kontrolleri yapılıyor, Ulaşım şekli ve ücretini sürekli kontrol ediliyordu.


O günlerden bu günlere geçen iki asra yakın zaman içinde çok fazla yol aldığımızı iddia etmek samimi bir özeleştiri olmaz. 1995 yılında çıkan 560 sayılı kanun hükmünde kararname ile denetim yetkisi zabıtadan Sağlık bakanlığına geçen ekmek fırınlarının ve üretilen ekmeğin değerlendirilmesini tüketicilere bırakıyorum. Çünkü beş yıldır bu kontrollerden uzak olmamıza rağmen hala ekmekle ilgili vatandaştan çok sayıda şikayet almaktayız. Ecdadın dün yaptığı örnek çalışmaları bugüne aktararak, uygulanması mümkün olan güzel hizmetleri hayata geçirerek, hizmette ilaveler yapabilirsek zabıta teşkilatı olarak geleceğe uzanan yarınlara daha iyi hazırlanmış oluruz. Unutmayın, Zabıtaya yapacağınız yardım, vereceğiniz destek size temiz bir çevre, temiz bir hava, gürültüsüz bir ortam, işgalsiz kaldırım ve yollar sağlıklı gıdalar olarak geri dönecektir.

Ülkemizde bugünkü anlamda il belediye örgütlenmesi Tanzimat’ ı izleyen yıllarda olmuştur. Bu amaçla ihtisap nezareti kaldırılarak yerine ilk belediye olan İstanbul Şehremaneti kurulmuştur. (16 Ağustos 1855) 1857 yılında İstanbul için çıkaran Nizamname ile belediye hizmetlerinin icrasını yürüten   memurlara zabıta deyimi kullanılmaya başlandı ve denetleme yetkisi verilenlere de müfettiş-çavuş gibi isimler verildi. Belediye çavuşları ve başçavuşları nizamnameler, talimatnameler ve emirler gereğince görev yaparlardı, devriye gezerek gördükleri ufak suç ve kusurları düzeltir. 417 sayılı Ankara Şehremanetine cezalandırmak için bildirirlerdi. Bu durum Cumhuriyet dönemine kadar devam etmiştir. 417 sayılı Ankara Şehremaneti Kanunu ile Ankara’ ya özel bir yönetim biçimi getirildi. Buna göre belediye zabıta hizmetlerinin de , polis teşkilatınca yürütülmesi kabul edilmişti. Ankara’ da 1580 sayılı Kanunun 109 uncu maddesi gereğince zabıta hizmetleri, 17/11/1930 tarih ve 10241 sayılı kararname ile polis teşkilatı tarafından 4 üncü şube müdürlüğü olarak yürütülmüş, 15/07/1949 tarih ve 9642 sayılı kararı ile kaldırılarak kurulan Belediye Zabıtalarının fiilen görevlerine başlamalarına karar verilmiş ve zamanın Cumhurbaşkanı İsmet İNÖNÜ’ nün imzası ile onanarak Ankara Belediye Başkanı Dr. Ragıp TÜZÜN’ ün başkanlığında Belediye Meclisinin 07.11.1949 tarihinde Saat 17.30’daki oturumunda kabul edilen ve tecrübe mahiyetinde kurulan muvakkat kadroda;  1 Adet Komiser, 1 Adet Komiser Muavini, 25 Adet Zabıta Memuru, 2 Adet Muamele Memuru, 1 Adet Esnaf Ceza Sicil Şefi, 2 Adet Memur, 1 Adet Seyrüsefer İşlerine Bakan Memur ve bu personellerden istenilen istifade sağlandığından Bakanlar Kurulu’nun 15.12.1949 gün ve 3/10307 Sayılı Kararnamesi ile 3636 Sayılı Yasa’nın 3. ve Belediye Nizamnamesi’nin 21. maddesi muvakkat kadroları kaldırılarak asaleten tayinleri yapıldığından 01 Ocak 1950 tarihinden itibaren fiilen göreve başlanılmıştır.

BELEDİYE ZABITASININ YENİ DÖNEMİ;


Belediye Zabıtası, Belediye ve mücavir alanlar içinde beldenin intizamını, sıhhat ve huzurunun temini ve muhafazası ile mükellef olup, bu sıfatla Belediye Kanununun nizam ve yasaklarını ve bunlara müsteniden verilen emirleri ve verilmiş cezaların 16 Nisan 1340 gün ve 486 numaralı Umuru Belediyeye ait Ahkamı Cezaiye Hakkındaki Kanun ve zeyillerine (eklerine) uygun olarak infazı, 15 ve 19 ncu maddelerinde yazılı vazifelerin ifası ve belediye suçlarını takip ve araştırması ile sorumludur.

Belediye Yasa hükmü ile Zabıtanın görevi bir kalemde belirtilmiş ise de; 1930 yılında  1580 sayılı ve 1984 yılında  3030 sayılı yasanın  yürürlüğe girmesinden sonra  bu zamana kadar şartlar değişmiş ve her geçen gün kültürün ve çağdaş teknolojinin hızla ilerlemesi nedeniyle Belediyelerin ve dolayısıyla da Belediye Zabıtasının gerek çeşitlilik gerekse de sayı bakımından artan nüfus çokluğu ve buna paralel olarak açılan işyerleri nedeniyle Belediyeler halkın sosyal ve ekonomik yaşantısının yükseltilmesi ve güvenliği bakımından çok önemli bir kuruluş durumuna getirmiş, buna karşın belediyeler esas olarak halen 10.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu ve 03.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5393 sayılı Belediye Kanunu ve 11 Nisan 2007 tarih ve 26490 sayılı  Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Belediye Zabıta Yönetmeliğine bağlı olarak görevlerini sürdürmektedirler.

5393 Sayılı Belediye Kanunun 51. maddesi ve bu maddeye dayanılarak hazırlanan,  11 Nisan 2007 tarih ve 26490 sayılı Resmi Gazetede Yayımlanarak yürürlüğe giren “Belediye Zabıta Yönetmeliği” nin hükümleri çerçevesinde;  Belediye Zabıtası ,beldenin düzenini muhafaza eden, belde halkının esenlik, sağlık ve huzurunu koruyan görevli olup bu amaçla, Belediye Meclisi tarafından alınan ve Belediye Zabıtası tarafından yerine getirilmesi gereken emir ve yasaklarla bunlara uymayanlar hakkında mevzuatta öngörülen ceza ve diğer idari yaptırımları,  5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanununun ilgili maddelerince,  Büyükşehir belediyelerine verdiği yetki , denetim her türlü tasarrufu altında bulunan yer ve alanlarda uygulanır.

Belediye Zabıtası bu kadar geniş ve anlamlı bir kitleye, günün her saatinde sürekli olarak hizmet etmekle görevli, Belediyelerin icra organıdır. Zabıta ayrıca Belediyenin tüzel kişiliğinin devamlılığını sağlayan ve onun her hususta varlığını koruyan tek kuruluştur. Halkla Belediye arasında irtibatı sağlayan bir köprüdür.

Bu ayda makalemin sonuna geldim. Herkese yaşamında, hayat boyu başarılar ve sağlıklı günler dilerim.  “….Tekrar görüşmek üzere hoşça kalın….”


Bu yazı 3319 defa okunmuştur.



Hüseyin GÜNGÖR Diğer Yazıları
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler
Anketimize Katılın

İNTERNET SİTEMİZİ NASIL BULDUNUZ ?

Çok Güzel
Güzel
Daha İyi Olabilirdi
Kötü

Namaz Vakitleri
Puan Durumu