15-10-2016 Enis Sertan ŞENSES

Kin(m)dir Düşmanımız Bizim başlıklı bir yazıyı daha önce kaleme almış olmama rağmen bu başlığı tekrar kullanmam gerektiği kanaati ile döküldü bu yazı kaleme…

Adımız miskindir bizim, düşmanımız kindir bizim
Biz kimseye kin tutmazuz, kamu alem birdir bize
Ben gelmedüm dava için, benim işum sevi içün
Dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmağa geldüm !

Yunus Emre


Miskin: Kelimenin halk arasında uyuşuk, tembel, zavallı gibi anlamlar kazanmasına karşılık Kur'an' da ve Peygamber(S.A.V.)’in hadislerinde kendini Allah yoluna adamak, onurluluk, dilenmeme, özveri, durumunu başkalarına bildirmekten utanma gibi erdemler, miskinin nitelikleri arasında sayılır.

Daha önceleri de hep belirttiğimiz gibi bu teşkilatın merkezinde en nihayetinde insan yer almakta, dolayısı ile beşerin yer aldığı her olayda hata da olmakta. Bu olayda hatalı aramak yerine ağır eleştirilerde bulunan sosyal medya kullanıcılarının ( adına görev yaptığımız halk ) ve biz zabıta teşkilatının merkezinde yer alan beşerin de empati yaparak olaylara bakışımızı değerlendirmeliyiz. Teşkilatımız mensupları hakkında illaki konu ile ilgili gerekli hukuki süreç yerine getirilecekse de özeleştirilerimizi de yapmamız gerekir. Her daim olaylara müdahale ederken ülkemizin geçmekte olduğu hassas dönem ve gündem de değerlendirilmelidir. Yaşanan olay derhal provokasyonlar ile suiistimal edilerek Tatlıcı Ali’ nin 15 Temmuz Gazisi olduğu iddiası ile 190. yıllık Zabıta Teşkilatı hakaret ve sinkaflı söylemler ile çok ağır eleştirilere maruz bırakılmıştır. Sosyal medya çok etkili bir iletişim aracı olduğunu bu yaşanan olay ile de bir kez daha ispatlamış ancak doğru kullanılmadığı takdirde nelere yol açacağını da göstermiştir.

Sosyal medyada yer alan eleştirilere baktığımda o kadar üzücü şeyler gördüm ki bunlardan bir tanesi; “ zabıta denen yapı ne işe yarar “ en ağır söylemdi. Zabıta teşkilatının varlığının sebebi maalesef çok üzülerek gördüm ki halk tarafından bilinememektedir. Çok üzülerek söylemeliyim ki yaşanan olaylara her daim yapımız ve maneviyatımız kapsamında duygusal yaklaşmaktayız. Ancak şunu da belirtmeliyim ki aksi bir durumda da bunun tam tersi müdahale edilmeseydi meslektaşlarımız ne menfaat sağladıkları yönünde ithamlar ile karşılaşacaktı.

Seyyar satıcılık ile ilgili kanun hükmü amirdir. Zabıta teşkilatı mevzuat hükümleri ile görevini yerine getirmekle mükelleftir. Maalesef seyyar satıcılara nasıl müdahale edileceği işlemlerin ne yönde yapılacağı da mevzuat hükümlerinde açıkça yer almamaktadır. Bilindiği üzere bu hükümler;

“Beldede ekonomi ve ticaretin geliştirilmesi ve kayıt altına alınması amacıyla izinsiz satış yapan seyyar satıcıları faaliyetten men etmek,”
“Cadde, sokak, park ve meydanlarda mevzuata ve sağlık şartlarına aykırı olarak satış yapan seyyar satıcıları men etmek, bu hususta yetkili mercilerin kararlarıyla zabıta tarafından yerine getirilmesi istenen hizmetleri yapmak.”
“Umumi yerlerde belediye nizamlarına aykırı olarak seyyar satışta bulunan kimseleri ve başkalarının ticarethane önlerini de kapatacak şekilde yaya kaldırımlarını, izinsiz işgal edenleri men eder,” 
şeklindedir.

Seyyar satıcıların faaliyetinin men edilmesi ile ilgili mevzuat hükümleri hakkında görüş ve değişiklik taleplerimizin ne kadar önem arz ettiği bir kez daha gözler önüne serilmiştir.

Tatlıcı Ali Abi olayında haklıyı haksızı aramaksızın ( çünkü bu görev açılan soruşturmaya tayin edilen muhakkik ve kurum amirlerinindir ) halk için kamu adına görev yapan bir teşkilatın tüm mensuplarının rencide edilmesinin ve çok ağır eleştirilere maruz bırakılmasının ne kadar acı ve üzücü olması sonucu yine daha önce kaleme aldığım yazımın ilgili bölümlerini tekrar okurlarımıza hatırlatmak maksadıyla;

“Etik olarak da habercinin önündeki en büyük zorluk; haberde yer alan tüm taraflar açısından adil bir şekilde görüşleri yansıtması, okur kitlesine olayın tamamını ve dürüst bir bütünlük ile sunabilmesidir. Şüphesiz medya ile toplum arasında var olduğuna inanılan bir sözleşme medyaya belirli sorumluluklar getirmekle birlikte habercinin başlıca etik sorumluluğu, olayları gerçekleştiği şekilde tarafsızca aktarmak ve sunmaktır. “Haberci için haber ne anlama gelmektedir!...”

Basında zabıta ile ilgili yapılan haberler tarandığında açıkça görülecektir ki zabıtaya karşı yapılan saldırıları içeren çok az haber mevcuttur. Var olan haberler de kısa ve sayfa altı haberi olarak verilmektedir. Bunun başlıca sebebi teşkilatın mensubu zabıta personelleri bu konuda kendilerine karşı yapılan saldırılarda genel olarak sahipsiz yada yargısız infaz edilmektedir.

Bu teşkilatın merkezinde en nihayetinde insan olduğu, insanın birey olduğu, bireylerin hata yapabileceği unutulmamalıdır. Bireylerin hatası tüm teşkilata mal edilmemelidir. Altını çizerek belirtmeliyim ki şiddetle hiçbir olay çözüme kavuşturulamaz, hiçbir koşulda şiddet savunulamaz. Hoşgörü ve duyarlılık her zaman kazanacaktır. Ancak; bir insanı şiddet kullanmaya bu kadar sürükleyen etmen ve nedenler nelerdir? Bu bir etki tepki olayı mıdır? Bunların iyice irdelenmesi gerekmektedir. Özeleştiri yaparak bu noktada kendi durumumuzu da değerlendirmeliyiz. Gücünü mevzuattan ve haktan yana kullanan zabıta teşkilatı yılmadan, bıkmadan, usanmadan yaşanılabilir kentlerin sağlanması amacı ile kente karşı işlenen suçların aktörleri ile mücadele etmeye devam etmektedir. Zaten bu teşkilatın görevi de budur. Teşkilatın kamuya doğru bir şekilde tanıtılabilmesi için de etik kurallar çerçevesinde haber yapma zorunluluğu olan medya gruplarına ilgi çekecek yönde haberler değil de ‘’ kamunun bilme hakkı’’ kuralı çerçevesinde doğru haberler yapmak adına büyük iş düşmektedir. Medyanın gücü ile, bazı grupların beklentileri doğrultusunda haberin bir sansasyonel yanını bulmaya çalışan, kamu kurumlarına karşı vatandaşın güvenini zedelemeye çalışarak doğru haber yapmayan habercilere de ne denilebilir ki …” 

Halk için görev yapan Zabıta Teşkilatının kin(m)dir düşmanı ??? diye düşünürken Üstad Necip Fazıl’ ın Gençliğe Hitabesi geldi aklıma;

“ zaman bendedir ve mekân bana emanettir! ”

“ emekçiye "benim sana acıdığım ve yardımcı olduğum kadar sen kendine acıyamaz ve yardımcı olamazsın! ama sen de, zulüm gördüğün iddiası ile, kendi kendine hakkı ezmekte ve en zalim patronlardan daha zalim istismarcılara yakanı kaptırmakta başıboş bırakılamazsın! ”

Enis Sertan ŞENSES


Bu yazı 839 defa okunmuştur.



Enis Sertan ŞENSES Diğer Yazıları
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler
Anketimize Katılın

İNTERNET SİTEMİZİ NASIL BULDUNUZ ?

Çok Güzel
Güzel
Daha İyi Olabilirdi
Kötü

Namaz Vakitleri
Puan Durumu