31-08-2018 Ahmet AYDIN

Kaçak göçek işleri kovalamak, takip etmek, kaçıp göçmeden tespit etmek, kaçıp göçmeye fırsat vermemek gibi işleri takip ederken yıllanmış bir Teşkilattır Zabıta. Bu yıllanmışlığına rağmen yaşlanıp atıl duruma düşmemiş, aksine bir çok kanun ve yönetmelik ile yetki ve görev verilmiş verilmeye de devam edilmektedir.

Belediyenin Özel Kolluk Gücü olarak çalışan Zabıta Teşkilatının görevi, başlangıç olarak Adli yargıyı ilgilendirmeyen, ancak geniş bir makas aralığına sahip, Kabahatle mücadele etmektir. Değişen yaşam tarzı ve iş kolları ile hemen hemen her gün yeni yeni Kabahatlerde zincire eklenmekte, onca mevzuata rağmen zaman zaman işin içinden çıkılmaz hal almaktadır. Tüm canlı türlerinin kendi yaşam alanlarında bakteri ürettiği gibi, insanlarda gerek sosyal, gerekse ekonomik yaşam alanlarında farkında olarak yada olmayarak Kabahat üretmektedirler. Kabahat birey yada tüzel kişilik tarafından bir kişi, kişilere, tüzel kişiliklere, canlılara, tabiata veya Kamu Malına verilen zarar olarak karşımıza çıkmaktadır. Hal böyle olunca bir çok teknik terimde mevzuatta yerini almakta, Meslekleşip kendi içerisinde teknikleşemeyen Zabıta Teşkilatı da yeterli olamamaktadır.

Tamamen insan odaklı çalışan Zabıta teşkilatı her ne kadar 192 yıla rağmen dinamik kalsa da, artan şikayet ve talepler doğrultusun da birey olarak yıpranmıştır. Şikayet denilince akla gelen ilk merci Zabıta olduğu için olur olmaz her şikayet Zabıtaya iletilmekte, bu doğrultuda da mağduriyetlerinin giderilmesi istenmektedir. Dolayısıyla Zabıta kendi işinin dışında başka işleri de bilmek mecburiyetinde kalmaktadır. Vatandaş Zabıtayı ilgilendirmeyen bir şikayeti bildirdiği zaman Zabıta o bizim işimiz değil deyip işin içinde çıkmamakta, kimin işi olduğunu nereyi araması gerektiğini de karşısındakine söylemek zorunda kalmaktadır. Böyle yapmadığı zaman Vatandaştan gelen tepki yıpratıcı olmakta, ilgilenen personelin psikolojisini de  alt üst etmektedir. Yıpranmadan söz açmışken  başka hangi meslek gurubunun aldığı veya alacağı bizi ilgilendirmiyor, ancak gerçek manada iş hayatında yıpranan Zabıta Teşkilatına, Yıpranma Payının artık verilmesi zaruri yettir.

Ülkemizin değişik yerlerinde hemen hemen her gün Zabıta Memurları darp edilmekte, yaralanıp sakat kalmakta, hatta ölümle sonuçlanan olaylar vuku bulmaktadır. Savunmasız halde sokaklarda dolaşan Zabıtalar Devlet adına işlerini yaparken kolay lokma olarak görülmekte, Kabahat işleyenler tarafından şiddete uğranmaktadır. Bu olayların önünü kesmek adına, mevzuat destekli savunma silahları ile güçlendirilmiş Zabıta Teşkilatına ihtiyaç vardır. Devlet güçtür,      Devletin gücünü gösteren de Devlet görevlileridir.

Saldırının bir başka şeklide Televizyonların Haber Bültenleri, Gazete ve özelliklede Sosyal Medyadan gelmektedir. Zabıtaya yapılan saldırılar çarpıtılarak, Zabıta saldırmış gibi gösterilmekte, halka kin ve nefret duyguları empoze edilerek algı oluşturulmaya çalışılmaktadır. Kasıtlı olarak makaslanan videolar sosyal medyada yıllarca dolaşmakta, bunların altıda ağza alınmayacak hakaretlerle dolmaktadır. Bu noktada mevzuat düzenlemesi yapılarak yayınlayan ve hakaret edenlere gerekli cezanın verilmesi gerekmektedir.

Bunun yanında kendimizi de eleştirecek olursak elbette sütten çıkma ak kaşık değiliz. Münferit olaylar ara sıra meydana gelse de bunun da sebebi yeteri kadar eğitim alamamak ve yukarıda da bahsettiğim yıpranmışlıktan gelmektedir. Bunu genele mal etmekte algıcıların işi olmaktadır. Bilmediğiniz işi öğreten çok olur, kimi doğru kimi yanlış. Doğru kişiyi bulmak için okumanız gerekir, okumak yol gösterir, yolda doğru kişiye çıkar.

Bu vesile ile tüm Teşkilat mensuplarımızın haftasını kutlarken 192. kuruluş yılımızın Ülkemize ve Zabıta Teşkilatımıza hayırlar getirmesini dilerim.

Saygılarımla...
Ahmet AYDIN


Bu yazı 784 defa okunmuştur.



Ahmet AYDIN Diğer Yazıları
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler
Anketimize Katılın

İNTERNET SİTEMİZİ NASIL BULDUNUZ ?

Çok Güzel
Güzel
Daha İyi Olabilirdi
Kötü

Namaz Vakitleri
Puan Durumu