23-02-2018 Ahmet AYDIN

İnsanoğlu var oluşundan beri düşüncesine şekil vermek için çaba harcamıştır. Bunun başlıca sebebi kendi yaşamını kolaylaştıracak ve sürdürecek araç gereçleri yapmaktır. Bu doğrultuda araç gereçler tasarlamış zamanın koşullarına göre de onları taştan, ağaçtan, demirden nesnel hale getirmiştir. İlk zamanlarda bunları kap kacak, barınacak yer, basit av aletleri, basit tarım aletleri olarak gerçekleştirmiştir. Ana fikir yaşamını kolaylaştırıp varlığını sürdürmektir. Doğa olaylarından, hayvanlardan, bitkilerden hatta kendisinden esinlenip yaptığı bu aletleri sürekli geliştirmiştir. O zamanın basit teknolojiler günümüz teknolojisinin atası olmuştur. Fikir şekil aldığı vakit artık fikir sahibinin bir önemi kalmamaktadır. Bunlar başka beyinler tarafından yeniden tasarlanıp dizayn edilebilmekte ilk kullanım amacı dışında başka amaçlar içinde kullanılabilmektedir.

İlk zamanlarda ticari zihniyet düşünülmeden yapılan bu araçlar, insanlar kalabalıklaşıp, topluluklar halinde yaşamaya başladıklarında, hem ticari hem de stratejik olarak düşünülüp güç'e sahip olmak adı altında toplanmıştır. Çünkü kalabalılaşan dünyada artık insanların diğer insanlardan korunma ihtiyacı ortaya çıkmıştır. O günden sonra avlanıp karnını doyurmak için tasarlamış oldukları silahlarını saldırıp savunmak için geliştirip çoğaltmışlardır. Yaşamak var olmak için artık sadece beşeri ihtiyaçlar yetmez olmuş, bununla birlikte güvende olmak olmazsa olmazlar arasında ilk sırayı almıştır.

Bu yeni olgu yerleşim yerlerini ve insanların yaşam tarzlarını da etkilemiştir. Hem daha korunaklı, hem de beşeri ihtiyaçların zengin olduğu coğrafi ve iklimsel yapılar yerleşim yeri olarak tercih edilmiştir. Tamamen yer üstü kaynaklarının değerlendirildiği bir zaman. Böyle yerler bulamadıkları zamanda kendi korunaklarını kendileri yapma yada korunaklı yerlerde olanlara saldırma düşüncesi hakim olmuştur. O günlerde başlayan güvenlik sorunu günümüze kadar artarak gelmiştir.

Yakın tarihimizde ve günümüzde ellerinde güçlü silahları olan Devletlerin güvenlik sorunu diğerlerine göre az olduğundan, ürettikleri bu silahları satıp gelir elde etmeleri gerekmiştir. Çünkü savunma için harcanan para ve madenler mali külfet getirmiş ilerleyen dönemlerde güçlü devletlerin zayıflama tehlikesi ortaya çıkmıştır. İstedikleri devletlere, istedikleri kadar silahı yarım teknoloji ile satmaya başlamışlardır. Bu bir bakıma güç devri anlamına gelse de bununda düşünüp plan ve stratejilerini kendi çıkarları doğrultusunda devam ettirmişlerdir. Öncelikle sattıkları silahların tam teknolojilerini satmamışlar, kontrolü kendi ellerinde olan silahlar ile mühimmatını gene kendileri üretebilecekleri silahları satmışlarıdır. Saldırı silahı sattıkları devletlerin karşısındaki devletlere savunma silahı satmışlar böylelikle tek tedarikçi olarak dünya devletlerini kendilerine muhtaç bırakmışlardır. Bununla da yetinmeyip asırlardır karışıklığın hüküm sürdüğü coğrafyalarda planlı ve takvimsel kaoslar yaratarak pazarlarını hep sıcak tutmuşlarıdır. Üstelik bu kaoslardan yararlanıp o coğrafyanın yer altı madenlerini de çok ucuza kendi ülkelerine devşirerek. Kendilerine bağlı/bağımlı bu sanal güçler ile yıllardır bir çok insanın ölmesine, açlık kıtlık korku içerisinde yaşamasına sebep olmuşlarıdır. Bunu fark edip kendi teknolojisini, kendi silahını geliştirmek isteyen Devletlere de engel olmuşlar, engel olmaya çalışmışlarıdır.

Kürsel güç, büyük Devlet diye kendilerini kabul ettiren yada ettirmeye çalışan bu zihniyet tamamen cehalet ve cehaletin getirdiklerinden nemalanmıştır. Sözde insan hakları ve özgürlüklerin koruyucusu bu Devletler, bırakın başka devletin insanlarını kendi menfaatleri gereği gene kendi insanlarına bile acımamışlarıdır, neden dünyaya yön vermek, kendi planlarını hayata geçirmek uğruna. Bir taraftan terörü lanetleyen açıklamalar yapıp diğer yandan da her türlü terör örgünü kurup, her türlü beşeri ve lojistik desteklerini vermişlerdir.

Dünyanın günümüzde bu kadar karışmasının baş aktörü elbette silah değildir. Silah karışıklığın son aktörüdür. Asıl sebep silahı kullanmaya ortam yaratıp, teşvik eden hakim olma zihniyetidir. Bu zihniyetin asıl hedefi köklü kültürlere sahip Devletleri parçalamak ve yok etmektir. İnsanları bir arada tutan bir çok etken vardır bunların başında da Kültür gelmektedir, çünkü kültür bir nevi sosyolojik disiplin aracıdır. Bu noktada köklü devletlerin kültürlerini, yaşam tarzlarını bozarak onları daha çabuk bölme planları devreye girmektedir. Aynı coğrafyada yaşayan insanları ayrıştırmak, onların kültürlerini ve değer yargılarını bozmakla olur. Kendi yapay kültürlerini empoze ederek bir çok Devleti karıştırmışlar, karıştırmaya da devam edeceklerdir. Birileri onlara dur diyene kadar, işte onların tek amacıda birileri çıkıp dur demesindir.


Ahmet AYDIN


Bu yazı 2168 defa okunmuştur.



Ahmet AYDIN Diğer Yazıları
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler
Anketimize Katılın

İNTERNET SİTEMİZİ NASIL BULDUNUZ ?

Çok Güzel
Güzel
Daha İyi Olabilirdi
Kötü

Namaz Vakitleri
Puan Durumu